RPG oyunlarıyla zaman geçirmiş ve kedi seven herkese bir tavsiyem var.
Dungeon Crawler Carl, "LitRPG" yani "edebi rol yapma oyunu" kategorisinde okuduğum ilk roman. Kitabın Türkçesi henüz yok ama bu kadar yayıldıktan sonra, yakında çıkarsa şaşırmam.
![[2026-02-04-dungeon-crawler-carl.jpg|300]]
Uzaylılar, Dünya nüfusunun ciddi bir kısmını yok edip hayatta kalan birkaç milyon kişiyi, tüm galakside izlenen reality show benzeri bir programın içine hapsediyorlar. Yaşanan her şey gerçek olmasına rağmen oyunun kuralları bir bilgisayar oyunu gibi düzenlenmiş. Bir eşyayı nasıl oluyor da "envanterinize" atabiliyorsunuz, bunların teknik detayları açıklanmıyor. Clarke'ın "Yeterince gelişmiş bir teknoloji, büyüden ayırt edilemez" düşüncesini hatırlayın. Yüksek teknoloji sayesinde insanlar, gerçek hayatta olsalar da bilgisayar oyunlarına özgü kurallarının geçerli olduğu bir yarışma içindeler. Ana karakterimiz Carl ve eski sevgilisinin kedisi, bir yandan seviye atlayıp beceri puanlarını artırmaya çalışırken bir yandan da cesetlerden ganimet toplayıp buldukları her şeyi envantere atıyorlar. Boss kesiyorlar. Kedi uzaktan Büyülü Ok atarken Carl silahsız "tank" rolünde.
Kitabın başarısı, bu kadar saçma bir senaryodan inandırıcı, keyifli ve duygusal bir roman çıkarmasında yatıyor. Aksiyon-macera açısından oldukça heyecanlı ve sürükleyici sahneler var. Bu türü sevenleri zaten memnun edecektir. Beni en memnun eden kısımlarından biriyse, içerdiği mizah oldu. Carl ve kedi ikilisi, komedi açısından yüksek potansiyel vadediyor ve yazar da bunu başarıyla kullanmış. Ayrıca oyunda kazandıkları "Başarımların" açıklamaları birkaç defa kahkaha attırdı. Bunlara ek olarak, beklenmedik bir şekilde duygulara dokunan kısımlar var. Carl bir yandan aşırı vahşi bir ortamda hayatta kalmaya çalışırken, bir yandan da insan uygarlığının yok olduğu gerçeğiyle yüzleşiyor. Zindanda bulunan çoğu düşman, aslında orada olmak istemiyor. Boss dövüşleri çoğu zaman trajik bir sonla bitiyor. Hikaye ilerledikçe, ton giderek herkesi birbirine kırdıran, zalim ve umursamaz bir sisteme karşı verilen mücadeleye dönüşüyor. Okurken bizler de Carl ve kedinin bu sisteme karşı galip gelmesini istemeye başlıyoruz.
Beni üzen tek şey, ilk kitabın sonunda henüz zindanda pek ilerleyememiş olmamız. Şimdi ne olacağını merak ediyorum ve seriye devam etmem lazım ama okuma takvimim yoğun ve araya nasıl sıkıştırırım bilmiyorum.
Eğer hayatınızda hiç (bilgisayarda ya da masaüstü) RPG oynamadıysanız, kitabın tadını tam olarak alamayabilirsiniz. Keyif ve eğlence için roman arayanlara birebir.