Bugün _Kurtuluş Projesi_'ni izlemeye gidiyorum. Birkaç ay önce duyurulduğundan beri, birkaç arkadaşımla birlikte heyecanla bu filmi bekliyorduk. Umarım hayal kırıklığına uğramam. Filmin dayandığı kitap olan, Andy Weir'in _Kurtuluş Projesi_ _(Project Hail Mary)_ kitabı hakkında birkaç şey yazmak istedim. _Kurtuluş Projesini_, bilimkurgu ve fantastik romanlar okuduğumuz [[Krom Okuma Grubu]]'nda, Ekim ayında okumuştuk. Açıkçası beklemediğim bir sonuç ortaya çıktı. Kitabın sonunda yaptığımız ankette **tüm katılımcıların tam puan verdiği** ilk (ve şimdiye kadarki tek) kitap oldu. Kendi adıma daha açıkça söyleyeyim, kitaplara yüksek puan vermekten çekinmiyorum ama bu kitap gerçekten de hayatımda yaşadığım en tatmin edici bilimkurgu okuma deneyimlerinden biriydi. ![[25-09-krom-okuma-grubu.png]] Aradan geçen zamanda bu konuda biraz daha düşünme fırsatım oldu ve kitap hakkında kişisel bir değerlendirme paylaşmanın tam zamanı. Kitapları değerlendirirken kişisel zevklerimiz dolayısıyla bizi yakalayan özelliklerle daha genel, çok kişinin ilgisini çekecek özellikler hakkındaki yorumları birbirinden ayırt etmek önemli. İlk olarak daha genel birkaç yorumla başlayayım. Andy Weir'in bir _hikaye anlatıcısı_ olarak hakkını teslim etmek gerek. Diğer romanlarında olduğu gibi, bunda da sizi en baştan yakalıyor ve sonuna kadar bırakmıyor. Hikayenin devamında ne olacağını merak ediyor ve bırakmadan devam etmek istiyorsunuz. Denk geldiğim bir yorumcu şunu söylüyordu: "Yirmi yıldır kitap okumuyordum, şans eseri bu kitabı deneyeyim dedim ve iki günde bitirdim." Bazıları kitabın derin olmadığı, yüzeysel ve popüler bir kitap olduğu için eleştirmiş. Eğer böyleyse bile, bu neden bir kusur olsun? Eğer bilimkurgudan beklentiniz felsefe ve fikirler ise, tabii ki Ursula K. Le Guin, Philip K. Dick, Stanislaw Lem ve (son zamanlarda ufkumu genişletmiş olan) [[2025-06-13 - Geliş - Zamanı görmek, geleceği hatırlamak|Ted Chiang]] gibi yazarlar size hitap edecektir. Yüksek tempolu, eğlenceli bilimkurguya mesafeli iseniz, bu kitabı zayıf bulabilirsiniz. Kendi adıma, iki tarzı da seviyorum. Asıl konu, Andy Weir'in keyif ve tatmin veren hikayeler üretmede çok başarılı olması. _Kurtuluş Projesi_, "keyifli ve sürükleyici bilimkurgu" bir tarafa, "keyifli ve sürükleyici **roman**" alanında okuyabileceğiniz en iyi işlerden biri. Gelelim daha öznel, kişisel yorumlarıma. Weir insani durumları ve duyguları anlatmada epey başarılı. Bu kitapta öne çıkan arkadaşlık ve işbirliği temaları beni çok etkiledi. Hikayenin ayrıntılarına girmeden, yalnızca bende bıraktığı etkiye odaklanmaya çalışacağım. Bugün çoğu kişiye, insanlığın özellikle kolektif yaşamla ilgili kusurları batıyor. Çıkarcılık, açgözlülük, bencillik gibi kusurlarımızı, belki de olduğundan daha büyüterek görüyoruz. Çoğumuz insanların, hem bireyleri hem de ulusları ilgilendiren kriz anlarında, dayanışma ve işbirliği ile hareket edebilecekleri konusunda şüpheliyiz. Kitapta ihanet, şüphecilik, güvensizlik, bencillik gibi kötü özelliklerimizin tavan yapabileceği, çok riskli durumlardan geçiyoruz. Ve beklentimizin aksine, hem birbirinden çok farklı bireyler hem de uluslar, saçmalamayı bırakıp dayanışmayı ve işbirliğini başarabiliyorlar. Bunu okumaya ne kadar ihtiyacım varmış! "Yumurta kapıya dayandığında, işi batırmayacak ve birlik olmayı başaracağız" -- bu mesaj bende, derinlerde bir yere dokundu. Gurur duyarak değil de aksine, kişisel kusur olarak gördüğüm bir özelliğimi paylaşacağım: beni herhangi bir medya aracılığıyla ağlatmanız çok zor. En fazla boğazıma bir düğüm atabilirsiniz. Bu kitaptaki dayanışma ve arkadaşlığı deneyimlemek, en sonunda beni ağlattı. Buna çok memnun oldum. Hoşuma giden ikinci detay, kitabın gerçekten de bilimle ilgili olması. Bilimkurgu alanında okuduğum çoğu güncel kitap, bilimi epey arka plana atıyor. _Kurtuluş Projesi_'nde ise astronomiden roket bilimine, parçacık fiziğinden mikrobiyoloji ve genetiğe, farklı bilim dalları hakkında açıklamalar ve gerekçelendirmeler. Bu tarzı özlediğimi söylemeliyim. Bazı kısımları detaylı bir şekilde takip edebildim. Bazılarını takip etmeye altyapım yetmedi. Ama bana dahiyane gelen ayrıntı, Weir bunu öyle bir şekilde yapmış ki, bilimle ilgili kısımları tamamen atlayıp hikayeye odaklandığımızda çok bir şey kaybetmiyoruz. Bilimle ilgili bir başka hoşuma giden ayrıntı, insanların gerçekten de bilim ve mühendislik ile problemleri çözüyor oluşu. Weir'in bu konudaki tutkusunu _Marslı_'dan hatırlıyoruz. Adeta bu alanlara yapılan bir tezahürat, bir alkış hissettim. Kitabı okurken "iyi ki bilim ve mühendislik var ya!" diye haykırdım. Lise çağlarında, STEM alanlarına ilgi duyan bir öğrencinin mutlaka bu kitabı okumasını isterim. Bu yazıyı okuyanlar arasında öğretmenler olduğunu da bildiğim için bu ayrıntıyı eklemem lazım: kitabın başkahramanı bir öğretmen. Daha da önemlisi, benim gibi **bekar ve çocuğu olmayan bir erkek öğretmen**. Uzayda geçen bu tarz filmlerde klasik olduğu üzere, ölüm ve kendini feda etme ile ilgili kararlar kaçınılmaz olarak geldiğinde, düşündükleri ailesi ve kendi çocukları değil, _öğrencileri_ oluyor. Eğer eğitimciyseniz, benim gibi sizin için de filmin etkisi birkaç kat artabilir. Bu yazıyı daha önce, filmin duyurulduğu zaman paylaşmayı planlamıştım, ancak kısmet bugüneymiş. Eğer özel bir ilginiz yoksa, şimdilik filmi erteleyin. Çok kişiyi etkilemiş ve büyük bir kültürel değer kazanmış olan kitabı alıp okuyun. Seveceğinizi garanti edemem ama şunu söyleyebilirim: bu kitabı okumak geçen yıl yaşadığım en iyi deneyimlerden biriydi. Kendimle ilgili kısımları bu yazıda açıklamaya çalıştım ancak kitabın benim dışımda milyonlar için de benzer bir etkisi oldu. Bu deneyimi yaşadıktan sonra da filmi izleyin. Siz uyurken ben seyrederim. Uygun, soru?